Babakale-Batıdaki son Asya

18.05.2006 tarihinda saat22:30 Kamil Koç ile Çanakkale yolculuğuna başladım. Ankara'dan direk olarak giden tek sefer saati 22:30. Önceden aldığım 20:30 sefer biletini Eskişehir ve Bursaya uğrayacağını öğrenince değiştirdim. Sabah 7:30'da Çanakkale Otogarındaydım. Saat 5:28 gibi çok güzel güneş doğuşunu gördüm. Sislerin çekildiği bir sırada kocaman ve kıpkırmızı yanımda belirdi. Lapsekiye kadar deniz kenarından günün ağarmasını izlemek büyük keyif. Lapsekideki kiraz ağaçları ise iştahımı kabarttı. Daha sonra sahilde, iskelenin tam ters ucunda bir çay bahçesinde kahvaltı ve kahve ile arkadaşlarımı bekledim. Onlar geldğinde tekrar kahvaltı yapıp, yola çıktık. Şehrin çıkışında İntepe diye bir yere vardık. Burası şehitliğin tam karşı kıyıdan görünen, boğaza hakim, yüksek güzel bir tepe. Bu tepenin üzerine güzel lokantalar açılmış, orada verilen ara ardından yola devam.Ayvacık kasabasından başka bir arkadaşıda alıp Küçükkuyuya gittik. Rüzgar her zamanki gibi esiyordu. İlk başta güzel gelen rüzgar bir zaman sonra baş ağrısı yapıyor. Oradaki Alp balık restoranında barbun ziyafeti üzerine türk kahveleri geldi. Yemekler güzel ve pahalı değildi. Sahil yolundan Assosa gelmemiz ise yarım saatten fazla sürdü. Hem yollar çok kötü, hemde bekleyen arkadaşlarıma yetişme telaşı içinde yolculuk çokkeyifli değildi. Ama deniz kenarındaki zeytinlikler içindeki evleri, kamp alanlarını, motelleri görmemek olanaksızdı tabiki. Sonra Behramkalede verilen ve köy kahvesinde içilen çaydan sonra babakaleye yolculuk başladı. Küçük küçük kasabalardan sonra Babakaleye vardık ve hemen kale burçlarındaki yerimizi alıp temiz, açık ve net olan güneş batışını seyrettik. Hemen deniz kenarında olan kalenin birkısmı elden geçirilmi, fakat ödenek bitmesi ile yapım durmuş. Kalenin bir burcunda biz, diğer burcunda ise fener vardı. Balık ağlarını atmaktan gelen ( ya da toplamak ) balıkçı teknelerinin "tır tır" motor sesleri ile ılık ılık esen rüzgar, tatilin güzel olacağını söyledi. Uran pansiyona tıp çantaları, hemen deniz manzaralı restoranından bir masa kaptık. Ve gelsin ahtopot, kalamar, barbun, mezgit ve roka salata, üstüne Mustada Uran'ın karısının yaptığı revani, biten şarap ve rakıları söylemiyorum tabi.

 

Sabah ilk ışıklarla uyandık, hemen sahildeki kayalıklar ve nefes açma güne selam hareketleri ile dağlara verdik kendimizi. Dik sayılan bir yamaçta olan köyün çok fazla tarım arazisi yok, bir kısım alan artık sit alanı artık. Elektrik direğinin oradanda güzel deniz manzarası ve dik tepesen kaynaklı geç doğan güneşin doğuşu.
Sonra yine sahil ve kendini rüzgara bırakıveren martıların seyri..


Unutmdan kutlu bir Levend olan Latif babanın muhteşem manzaralı mezarını ziayret ve manzarının keyfi. İlginçde bir hikayesi var. Babakale ile bilinmesi gereken, buraya Latif Babadan dolayı babakale denilmesi.Ve Asya'nın en batı toprak parçası ve aynı zamanda Osmanlının inşa ettiği son kale.Oradan herbulduğumuz yerde yiyerek ve içerek, durup durup gelincik tarlalarında fotolar çekerek, Bozcadaya ulaştık. Hızlı bir ada turu ve bu arada bulutlanmış hava, atıştıran yağmur. Kır lokanlarının birinde yemel yedik, ama ne yemekler güzeldi ne de servis yapanların suratlarında glümseme. Yok sayabiliriz o yemeği:) . Daha sonra yine Babakaleye dönüş ve yine çılgınlar gibi yemek . Yemeğe biraz geç kalında beklemek icap etti işte o zaman kale burçlarından görünün binlerce yıldız manzarasını yakaladık. Rüzgar akşam olunca durdu hep, köyün pek çok yerinde olan hanımelleri ise işte bu zamanda kokmaya başlıyordu. Köy tam bir balıkçı köyü, tarım arazisiçok az. Yeni yapılaşmada ise taş evlere dikkat ediliyor. Köyün eski bir cami,hamam ve çeşmesi var. Buralarda da restorasyon durmuş durumda. restore edilmiş veya yeniden yapılmış taş evlerinin sahipleri ise şehirden kaçarak biraz nefes almayı planlayanlar, beklenenden daha üst bir kesim burayı kaçış yeri olarak kullanıyor görünüyor.  Bıuradan başka yol yok, yol burada bitiyor ve geldiğiniz yöne doğru geri giderseniz, yapılanmamış,  imarı bile çıkmamış bir koy duruyor. Umarım buradaki yapılanmalarda köydeki gibi köye uygun bir mimaride olur. Bu koyda katır tırnakları ve kekikkokuları sabah saatlerinde öyle güzel kokuyorki,  balığa gidenler ise size selam vermeden geçmiyorlar :))


Denize kayalıklardan girilebiliyor, bir kaç koy ileride daha az rüzgar olan ve yazlıkların olduğu altınkum plajı var.

 

hep güzel kalabilmesi dileği ile

fotolar daha sonra ...

 

http://www.babakale.com/sayfalar/fotograflar.htm

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !